20 Aralık 2010 Pazartesi

Bir kutuda kapalı kaldım sıkıştım bağırsam çağırsam kimse duymaz beni anlayamaz kimse ne yaşadığımı!

herşeyi 4 ay sonrasına alabilsek?
bitse şu salak sınav.
bütün sinir stres aptallıklar bitse.
şimdi küfrediyorum eğitim sistemine.
bizi bu şekilde davranmaya, duygularımızı sömürmeye çalıştığı için.
herşeyden nefret etmemize neden olan şu eğitim sisteminden de nefret ediyorum.
söv söv doyamam!

herşeyi ona göre ayarladığımız için de nefret ediyorum eğitim sisteminden.
aşkımızı, alışkanlıklarımızı, gezmeyi tozmayı herşeyi ona göre ayarlıyoruz.
çok mu mutlu olcam sanki istediğim yeri kazansam.
bütün bu yaşadıklarım o sınavı kazanınca gidecekmi bi yerlere.
silincekmi sanki insanların üzerinde bıraktığımız toz!
raflara kaldırıyoruz arkadaşlıkları, insanlığı!
aşkı bile..
ondan vazgeçmek zorunda mıyım bu sınav yüzünden.
şimdi sinirlerimi bozup saldırmalı mıyım sağa sola.

açsam en rockından bi şarkıyı bağıra bağıra söylesem dinecek mi çektiğim acı!
yok kesmiyor o da kesmiyor içimdeki fırtınaları.
ne yapsam ne etsem şuan olmuyor!
uyusam uyuyamam
ders yapsam yapamam
hiç bişi yapamam!!!!!
lanet olası herşeyden  nefret ettim !!!
hah bide bana yerli polyanna derler gelsin görsün şimdi bunu söyleyenler ne hale geldim!

9 Aralık 2010 Perşembe

Yani(!)

bu aralar taktım bi şarkıya dinle dinle bıkmadım.
çokta güzelmiş hani.
sözleri müthiş yani.
şarkının adı "yani".
tamda böyle bi değişmişken ben, bi tuhaflaşmışken,
sanki bana yazılmış gibi.
şarkının sözlerini paylaşmak en doğrusu sanırım.

~
Geçtiğimiz yolları arıyor gözüm yine 
Sanırım şehir uzakta kalıyor 

Ellerimi uzatsam tutmak isterim günü 
Ama güneş her gece tepemde doğuyor 

Yani olmuyor, olmuyor istesem de 
Kimse gelmiyor beklesem de 
Yani olmuyor, olmuyor istesem de 
Kimse gelmiyor 

Yaz kokusu duyardım kışın ortasında bile 
Uzun cümleler kurardım konuşurken 
Eski filmlerde kaldı böyle sözler deniyor 
Ama şimdi filmler bile eskimiyor
~

sanırım yavaş yavaş normalleşiyorum.
yani en yakın arkadaşımın gözlemi bu.
her matematik sorusunu mantıkla çözmeye başladığım için kendine geldin diyor.
birde böyle olup olmadık saçma sapan şeyler söylediğim için :)
aklıma birşey takıldığı zaman illa onu gerçekleştirmem gerekiyor.
eğer onu yapmazsam anormalleşiyorum.
şimdi iyiyim, benim meşhur sözüm "I'm okey!"

ve artık bende bi "gözlük" oldum.
en gıcık olduğum şey gözlüktü.
doktor bana gözlük verdi.
ne kadar güzel değil mi?

birde derslerde böyle saçma sapan şeyler yazmaya başladım.
böyle görüp gülersiniz.
hatta durun onları da yazayım :)

~
matematik 1. ders:
sevmek sebepsiz değildir.
birine bağlandıysan eğer,
sevgi vardır en nihayetinde.
vurulmuşsundur bir şeyine.
peki ben neyine vuruldum senin?
gözlerine, gönlüne, sevgine?
yoksa bana olan aşkına mı vurgunum ben?
~

hayır bunu yazdıktan sonra dersten koptum(sanki çok bağlıydım da).
neyse son kelimeleri yazarken böyle gülmeye başladım falan.
dedim ben sanırım egoistim gerçekten.
sonra duruldum.
dedim derya böyle yapma olmaz edepsiz pislik dedim kendime.
sonra derse dönmeye çalıştım.
uyumuşum zaten.

~
matematik 2.ders:
düşünceler ölümsüz mü?
ölümlü olsa ne farkeder?
sürekli değişen birşey ölümsüz olamazki.
peki ya sen?
                sen ölümlü müsün bende?
sürekli seni düşünmem ölümsüz yapmazki seni.
ölümlüyüm bende!
                ama ruhum?
o ölümsüz işte!(tabi cehenneme gitmezsem)
ve sen bende bedende değil ruhtasın!
~

sonra bu saçma sapan şeyi yazdım.
güldüm kendime.
dedim derya iyice saçmaladın sen.
eskiden boşta olsa anlamı oluyordu.
şimdi dedim iyice psikopatlaştın dedim.
sonra anladımki matemetik derslerinden önceki ders felsefeydi.
felsefeden çıkınca bi garip olurum ben.
sonra tekrar okudum yazdıklarımı yine güldüm yine uyudum.
işte öyle birşey.

6 Aralık 2010 Pazartesi

Hayalperestmişim güzel hayaller peşinde koşan bir gençmişim

hayal kurmak güzel.
hayallerle yaşamak güzel.
ama olmayacak hayallere inanmak berbat.
olabilecekleri oldurmamak için diretiyorum bazen.
etrafımdakilerin düşüncelerini fazla umursuyorum.
hayatıma fazla karıştırıyorum.
işte o yüzden çok fazla "keşke" kullanıyorum.
hata yapsam da o hata benim olsa diyorum.
ama insanları kırmaktansa "keşke" leri kullanmayı yeğliyorum.
yanlış olduğunu bile bile sürekli yapıyorum.


şimdi diyeceksiniz bu kız salak mı saf mı.
hayır değilim.
fazla düşünmekten aslında.
ve bla bla..

4 Aralık 2010 Cumartesi

bi kedi gördüm sandım

bi kedi vardı bizim sokakta.
doğurdu yaklaşık 3 ay önce.
kedi de sokak kedisine hiç mi hiç benzemiyor.
yavrulardan biri o kadar güzeldi ki...
sonra onu Hakkı abim evlat edindi.
evcilleştirdi.
onun oğlu olunca, kedi kıskandı.
sonra kediyi amcama verdi.
ama amcam hiç mutlu değildi.
sonra karar verildi.
artık kedi benim kediiiiiimmmmm :)
adını maviş koymuşlar değiştiremedim.
oysaki ben lolipop koymak istiyordum.
neyse önemli olan adı değil.
o kadar haşarıki.
mübarek kedi değil aslan yavrusu.
hem ben hayatımda hiç bu kadar yiyen bi kedi görmedim.
kesin soyu kaplanlara falan dayanıyor.
aman soyundan sopundan kromozomlarından banane.
anasından hangi yumurtaları, babasından hangi spermleri aldı kimin umrunda.
artık mavi gözlü benim gibi haşarı zıpçıktı bi kedim var.

Ve Bana Derler Yerli Polyanna :)

Nerden başlasam neler anlatsam bilemiyorum. bi yerden başlayacağız artık neyse. sanırım kendimi tanıtmak istiyorum. ailesi ve çevresi tarafından sevilen fakat kendi yaptıklarını sürekli sorgulayan biriyim. sürekli düşüncede çatışmalar yaşıyorum. genelde kendimle çelişiyorum. herkes beni sevecen, güler yüzlü, herşeye pozitif bakan biri olarak tanımlasa da ben genelde kendimi öyle görmüyorum. arkadaşlar arasında sohbet ederken bile uzağa dalar gider farklı şeyler düşünürüm. sonra hı!? derim. bu sefer alırlar beni makaraya. bazen şikayetçi olsam da bu durumdan alışkanlık yaptı bende. sonradan anlama değil yani benimkisi dikkatli dinlememe. aslında o kadar da dikkat dağınıklığım yok benim. 
etrafımdakileri sürekli mutlu etme çabası içerisinde olduğum için "Polyanna" diyorlar bana. her gafım olay oluyor genelde. espriler bu yüzden hep benim üzerimden yapılıyor. çok güzel bir arkadaş ortamına sahip olsam da bazen yine de yalnız hissedebiliyorum kendimi. hatta bazen kendimi bir türlü ifade edemiyorum. halbuki çok kitap okurum ama heycanlandığımda, güldüğümde falan zorlanıyorum ifade etmekte. bu yüzden en iyi ifade biçimi olan yazmayı çok seviyorum.
ha birde "Hayalperest" olarak nitelendirirler beni. ama öyle. o kadar çok hayalim varki... işte en büyük hayallerimden biri de polisiye roman yazmak. hayal gücü çok iyi olanlardan olmasam da hayal etmeyi seviyorum. polisiye roman yazmamın sebebi ise okumayı sevdiğimdendir. en çok ahmet ümit'i ve jean christophe grange'i severek okuyorum.
renkli bir kişiliğim var benim. herşeyi seviyorum çünkü. herşeyden tat alamasını biliyorum. hayallerim çok uçuk değil aslında. mesela ben bir radyo programcılığı yapmak istiyorum. en güzel kurabiyelerimi herkese tattırmak, kendi pasta tariflerimi insanlara öğretmek istiyorum. rusça öğrenmek istiyorum dil olarak en çok, nedensiz.. sırt çantamı alıp fotoğraf çekmek istiyorum Prag'da..aşık olmak istiyorum dilini hiç bilmediğim birine.. yalnızca gözlerle anlaşabildiğim.. a bide unutmadan işaret dili öğrenip herkesle anlaşabilmek istiyorum. duymasa da konuşamasa da biriyle anlaşmak.. dans etmek en sevdiklerimden.. içinden geldiği gibi davranmak isteyenlerdenim...
her türlü müzik dinlerim. her yemeği yerim(bakla hariç). yeni şeyler denemeyi severim. maceralara bayılırım. seyahat yapmak en büyük zevklerimden. aileme çok önem veririm. arkadaşlarımı da önemserim. kendime sürekli birşeyler katmak isterim. yenilenmeyi severim. biraz şıpsevdiyim ama sadakatsiz değilim. babamla sohbet etmeye bayılırım. sanırım biraz safmışım. ama bu saflık kalbimin temizliğiymiş falan (: böyle söyler arkadaşlar. evet dedikodu yapmayı ve yanımda yapılmasını sevmem. yalan söylemeye ihtiyaç duymam. insanları kandırıp arkasından vurmam. kötü huyum : bozulunca sesimi çıkarmam. bir olur iki olur birşey demem ama tak etti mi canıma avazım çıktığı kadar bağırırım. birde herkese güvenirim. birilerinin bana yalan söyleyeceğine kendime inandıramam... yanlış anlaşılmasın kendimi övmek değil niyetim, ukala da değilim. yalnızca beni bana anlatanların fikirleri ve benim kendimi algılamamla oluşan cümleler bunlar.
bu gecelik benden bu kadar. herkes esen kalsın.