17 Temmuz 2011 Pazar

Hayal Kırıklıklarım...

Ve aslında aşık olduğunuz kişi hiç de umduğunuz gibi çıkmaz. Siz sadece aşık olmak istediğiniz karakteri onun üzerine koymuşsunuzdur. İstemediğiniz yönlerini görmemeye çalışırsınız. Onları örtmek için kendi kendinize nedenler arar, kılıf uydurmaya çalışırsınız. O bir söyler, siz bin anlarsınız. Abartır, kabartır onu imkansızmış gibi görürsünüz. Sanki siz ondan azmışsınız gibi hissettirirsiniz kendinizi. Çünkü aşkın imkansızı güzel ya, hani daha üstünü daha zor. Zor olan da güzel. Size olan ufacık bir hareketini büyütür, ama imkansız olduğu için kendinizi umutlandırmamaya çalışırsınız. Bir yanınız onunla olur der, bir yanınız asla! Siz hiçbirine aldırmadan kendi burnunuzun dikine gidersiniz. Akışına bırakıyorum der ama yine de olması için zorlarsınız. Karşınızdaki size tepki vermediyse eğer, karşılık göremediyseniz, hele de o başkasına birşeyler hissettiğini belli ediyorsa o zaman da siz karşı atağa geçersiniz. Bundan sonraki evre kendi kendinizi ondan uzaklaştırıp, ondan soğumaktır. Ama yapamazsınız. Çünkü siz onu o kadar abartmışsınızdır ki, o kadar mükemmelleştirmişsinizdir ki ondan kopamazsınız. Bir zaman sonra siz hiçbirşey yapmasanız bile, yavaş yavaş gerçekler açığa çıkmaya başlar. Sizin, onun görmek istemediğiniz yanlarını koyduğunuz cam fanuslar bir bir kırılmaya başladığında, o zaman anlarsınız o sizin istediğiniz değildir. Sizin kafanızda yarattığınız, mükkemmelleştirdiğiniz adamdır sadece. Sonra yavaş yavaş anlarsınız herşeyi. İşte bu yüzden tuzla buz oluncaya kadar beklediğim hayal kırıklıklarım var benim!

16 Temmuz 2011 Cumartesi

Her Renkten 'Ben'

Bugün Mor'um ben!
Biraz maviden, biraz kırmızıdan aldım.
Biraz dingin, biraz neşeli..
Ben morken seversiniz beni..

Bugün Sarı'yım ben!
Yalnızca sarı.
Güneşten aldığım sıcaklığım var sadece.
Durgunum ben, bir o kadarda yumuşak huylu.

Bugün Turuncu'yum ben!
Hem kırmızıdan hem sarıdan aldım.
Hem neşeliyim, hem sıcak.
Ben turuncuyken çook seversiniz beni.

Bugün Yeşil'im ben!
Hem maviden aldım dinginliğimi, hem sarıdan aldım durgunluğumu.
Yeşilken ben,
Sevmezsiniz beni.
Suskunluğum üzer sizi.

Bugün Kahverengi'yim ben!
Her renkten aldım.
Aldım almasına ama,
Kahverengiyken anlamazsınız siz beni.
Mutlu görünürüm ama aynı zamanda durgun..
Suskun görünürüm ama sıcağımdır aslında..

Ne renk olursam olayım,
Ben, benim işte.
Olduğum gibi.
Siz böyle olduğum gibi sevin beni...

~ 16.o7.2o11 ~

15 Temmuz 2011 Cuma

Etiket olcaz iyi mi ?!

bugün sınav sonuçları açıklanacak saat 10da.
yaklaşık 4 saat var.
sabahın körü ve ben uyuyamıyorum.
aklım hep ya'larda..
ya puanım düşük olursa, ya kazanamazsam, ya birşey olursa...
diye devam eden  ya'lar..
bugünden sonra tercih dönemi başlıyor.
derlerki büyük ablalarımız, abilerimiz: tercih dönemi sınava hazırlık döneminden daha stresli daha çetrefilli.
e doğal olarak korkuyor insan.
bir de hiç kendinden emin olmayan bi 'ben' olunca ortada dahada fena.
hiçbirşeyi takmıyormuş gibi görünsemde ben,
içten içe stresliyim.
kabuslarımda hep 'hiiiç takmıyorum' dediklerim.
o yüzden korkuyorum işte.
korkularım gelecek için..
hep insanlara yararlı şeyler yapmak istedim çocukluğumdan beri.
öğretmen olmak istedim hep.
(çocukluğıumda tiyatrocu.)
o zaman neden meslek lisesi? diye sorsanız:
çünkü oks'den sonra bu okulu kazandım.
kayıt olmamam için hiç bir sebep yoktu o zamanlar.
okula 4. olarak girmiştim.
dersaneden 4 tane arkadaşım burayı kazanmıştı.
okulun bahçesi, içerisi falan herşey süperdi.
daha 14-15 yaşınızdasınız ve bunlar sizin gözünüzü boyayan şeyler.
e birde aile büyüklerinden bir müdür yardımcısı da çok iyi okul deyince atladım bende.
ilk tercihlerden hooop kayıt oldum.
pişmanlığım 2. tercihleri yapmamak.
neden mi?
çünkü çevredeki anadolu liseleri hep benim puanımdan düşük puanla kapattılar da ondan.
ama 'kısmet' deyip geçiyorum, yapacak birşey yok.
şimdi tek isteğim: istanbul çevresi biryerin 1. öğretimini kazanmak.
İnşallah kazanırım dostlar, inşallah...

14 Temmuz 2011 Perşembe

Öhöm, Öhöm!

dün ben şimdi bi film izledim.
can sıkıntısı işte.
bunalım, sıcak, iş güç..
filmin adı 'Aşkın 500 günü'
tabi bu isimden ne anlıyoruz?
bir aşk hikayesi anlatacak.
filmin başında diyorki anlatan arkadaş: dikkat!bu bir aşk hikayesi değildir.
ben tabi inanmıyorum, çünkü filmin ismi bilinçaltıma yerleşti bi kere.
neyse başlıyo önce esas kızı, sonra esas oğlanı anlatmaya.
işin ilginç yanı önce 290. günden mi ne başlıyor.
ayrılmışlar falan.
bende zannediyorumki ondan sonra barışırlar falan.
sonra 1. günden başlıyor.
iki gün atlıyo böyle rasgele günler anlatılıyor.
sıkıldım izlerken inanın.
çünkü film gerçekten saçma.
neymiş efenim: ilk görüşte aşk falan yalanmış, kadermiş onlar sahteymiş falan..
saçma yani.
boş vakit geçirdim.
hiç önermiyorum. sakın izlemeyin.
öyle işte.. daha kahvaltı yapmadan böyle film izleyince insan güne zinde başlayamıyor tabi.

oysa benim ne hayallerim vardı tatil için.
sınav zamanı yapamadığım herşeyi doyasıya yapacaktım.
'Kazım Mirşan' diye bi tarihçi vardı kuzenimin anlattığı.
sanırım adam kırgızdı.
yada kazak hatırlamıyorum.
onu araştırcaktım.
adam türklerle ilgili süper araştırmalar yapmış çünkü.
zaten bu gidişle tarih okuyacakmışım gibi görünüyor.
hem tarihi de seviyorum.
o zaman ne yapmak gerek?
bugün şu evin temizliğini, bulaşığını bilmemnesini bitirip, araştırmaya koyulmak gerek.
çünkü evde bütün gün yatarak, efenime söyleyim film izleyerek bir yere varılmıyor.
hem gıcık olurum bütün gün evde yatanlara, hem ben aynı şeyi yapmaya başladım.
olmaz böyle tutarsızlık.
neyse dostlar, gidelimde işleri güçleri halledelim.
e zaman ne zamanıdır?
Bilgi depolama zamanı!
Esen kalın..




13 Temmuz 2011 Çarşamba

Bi tatilim olsun istiyorum bende..

yok yok benim evden çıkıp gitmem lazım bu böyle olmayacak.
sıkıntıdan ölen ilk insan olcam yoksa.
annemde gelsin istiyorum özledim onu.
o gidince hiçbirşey normal gitmiyor.
geçen hafta babam yoktu bir hafta.
sonra babam geldi annem gitti.
bir haftada o yok.
ne bu ya hep birşeyler eksik hayatımda.
sanki eksiklikler azmış gibi.
bağlıyım işte aileme.
annem yoksa eksiğim, babam yoksa buruk..
ablamı özlerim üniversiteden gelsin diye beklerim.
kardeşim iki gün amcama gider, nerde bu öküz özledim derim.
ben ki herşeye mutlu olan, ne hale geldim of.
açıklansın şu lanet olası sınav sonuçları.
yapayım tercihimi, gideyim nereye gideceksem.
savrulmak istiyorum bir rüzgarla bir şehre..
yeni sayfam olsun istiyorum.
kendime konulmuş yasaklarım olsun..
istanbul dar geliyorsun artık bana!
küçülüyorsun gitgide!
rahat bırak artık benide...

Bütün gün bunu dinledim.Sizde dinleyin işte..

12 Temmuz 2011 Salı

Dedim ya..

duygusallığım üzerimde bu aralar.
belki senin yüzündendir.
kafam çok karışık.
kızarkadaşın karıştırmıştır belki aklımı.
sen onunla mutlu değilsin biliyorum, en azından hissedebiliyorum.
o seni çok sevmiyor bunu da biliyorum.
kestane şekerini sevebilirsiniz ikinizde.
ben sevmem ama bilirsin.
daha uyumlu da olabilirsiniz.
gelecek hayalleriniz benzer belki.
görüşleriniz aynı da olabilir.
ama kalben uyabiliyor musunuz?
umarım uyuyorsunuzdur.
çünkü sen sevmeyi de sevilmeyi de hakediyorsun.
biz yapamadık belki ama siz yapabilin en azından.
mutlu olun..
biliyorum garip kaçtı biraz sözlerim ama böyleyim bende işte.
belki de kıskandım sizi bilmiyorum.
dedim ya duygusalım bu aralar.
yada bilmiyorum.
kıskanmadım belki, ama üzüldüğünü görünce üzüldüm bende.
arkadaşken de iyiyiz senle bilirsin.
hep anladım seni, hep anlarım ben seni..
söyle haketsin sevgini!
dedim ya: sen mutlu ol yeter!

uzaklaşmak istiyorum belki buralardan.
izmir, belki lübnan..
ama uzaklaşmalıyım.
düşüncelerim saçmasapanlarda çünkü.
unutmuştum seni ben çok önce.
hatta aşık olmuştum.
belki hala ona aşığım ben bilmiyorum.
umrunda değilim onun.
o yüzden uzaklaşıyorum ondan, adımlarım geri geri.
kafam karışıkken çok karışığım ben ya.
en iyisi uyumak.
dedim ya: kafam karışık!

iyi gider back to black..