17 Temmuz 2011 Pazar

Hayal Kırıklıklarım...

Ve aslında aşık olduğunuz kişi hiç de umduğunuz gibi çıkmaz. Siz sadece aşık olmak istediğiniz karakteri onun üzerine koymuşsunuzdur. İstemediğiniz yönlerini görmemeye çalışırsınız. Onları örtmek için kendi kendinize nedenler arar, kılıf uydurmaya çalışırsınız. O bir söyler, siz bin anlarsınız. Abartır, kabartır onu imkansızmış gibi görürsünüz. Sanki siz ondan azmışsınız gibi hissettirirsiniz kendinizi. Çünkü aşkın imkansızı güzel ya, hani daha üstünü daha zor. Zor olan da güzel. Size olan ufacık bir hareketini büyütür, ama imkansız olduğu için kendinizi umutlandırmamaya çalışırsınız. Bir yanınız onunla olur der, bir yanınız asla! Siz hiçbirine aldırmadan kendi burnunuzun dikine gidersiniz. Akışına bırakıyorum der ama yine de olması için zorlarsınız. Karşınızdaki size tepki vermediyse eğer, karşılık göremediyseniz, hele de o başkasına birşeyler hissettiğini belli ediyorsa o zaman da siz karşı atağa geçersiniz. Bundan sonraki evre kendi kendinizi ondan uzaklaştırıp, ondan soğumaktır. Ama yapamazsınız. Çünkü siz onu o kadar abartmışsınızdır ki, o kadar mükemmelleştirmişsinizdir ki ondan kopamazsınız. Bir zaman sonra siz hiçbirşey yapmasanız bile, yavaş yavaş gerçekler açığa çıkmaya başlar. Sizin, onun görmek istemediğiniz yanlarını koyduğunuz cam fanuslar bir bir kırılmaya başladığında, o zaman anlarsınız o sizin istediğiniz değildir. Sizin kafanızda yarattığınız, mükkemmelleştirdiğiniz adamdır sadece. Sonra yavaş yavaş anlarsınız herşeyi. İşte bu yüzden tuzla buz oluncaya kadar beklediğim hayal kırıklıklarım var benim!

1 yorum: