4 Eylül 2011 Pazar

14 Gün Kala..

Gitmeye iki haftam kaldı. Bu koşturma maceralarımı sizinle paylaşmaya karar verdim. Bugün alışveriş niyetiyle eminönüne gittik. Malum valiziydi nevresimiydi var ihtiyaçlarım.

Çıktık sabah kahvaltıdan sonra. Hava ne kadar sıcak olsa da, nemden yapış yapış olsak da yılmadık gittik. İnanılmaz bir kalabalık var eminönünde. Otobüsten iner inmez farkediyorsunuz zaten. Yalnızca kalabalığı değil; kızarmış balık kokusu, deniz kokusu, ilerde turşu kokuları falan baya yoğun..

Köprünün altından geçtik. Ama kaç dk'da geçtik sormayın. O kadar kalabalıkki millet birbirini eziyor resmen. Ama ayrı bir havası var oranın. Bi yandan satıcılar, bir yandan turistler, bir yandan müşteriler, pazarlık sesleri.. Heryer ışıl ışıl.. Saatler, kolyeler, ayakkabılar, elbiseler... Sonra çıktık meydana. Közde mısır kokusu geldi önce burnuma. Ama daha yeni kahvaltı yaptığımdan dedimki kendime "Derya sakin ol daha yeni yedin, hem aldığın kiloları nasıl geri verceksin? Uzak dur, sakın birşey yeme!(Balık-ekmek dahil)"

Yokuşları çıkmaya başladık.. Satıcılar babama hacı amca dediler hep. - Hacı olmasa da nur yüzlü benim babam yiaa - Tabi yaşlı birini görünce "Abi hacı malzemeleri burda.", "Abi kampanyadayız buyrun pasaja." Babam diyor hayır, iki adım ötede başkası takılıveriyor peşine. Neyse hacı malzemeleri satan yeri aştıktan sonra diğer yokuşta düğün malzemeleri. Bu sefer beni gören diyor babama: "Abi bak çeyizlikler burda." Ama kaç tanesi söyledi. Babam da en sonunda sinirlenip: "Yok çeyiz meyiz, öğrenci bu" diye çemkirdi. Nevresim takımı bakıyoruz hemen diyor benim kızım öğrenci. Çok bozuldu valla :) Ben nasıl kıkır kıkır gülüyorum babamın tepkileri görünce sormayın. En son çocukken gelmiştik ailecek eminönüne. Bayramlık almak için gelirdik arefe günleri.. Okul başlarken çanta, ayakkabı almak için.. Geldiğimizde simit atardık kuşlara.. Balık- ekmek yerdik ailecek.. Çok eğlenirdik. Aldıklarımızı denemek için biran önce eve gelmek isterdik.. Çok duygusala bağladım neyse...

Önce alışverişi bitirelim dedi babam. Sonra biraz gezeriz. Ama zaten beli ağrıyordu, yormak istemedim. Genelde ilk baktığımız yerden aldık, çıktık. Bissürü cici aldım kendimeee (:  Valiz, nevresim, öyle ıvır zıvırlarda aldık.

Sonra girdik mısır çarşısına.. Kendisine aşık olduğum biryer. Çocukluğumdan beri eminönünde en çok burayı severim. Loş ışıkları.. Baharat kokuları.. Rengarenk kumaşları, halıları, elbiseleri, şalları... Çeşit çeşit sabunları.. Gümüşleri.. Hediyelikleri.. Lokumları.. Herşeyini severim oranın. Ama en çok da ışıl ışıl parlayan mücevherlerini.. Hepsini almak isterim onların, hepsine dokunmak.. Hepsi benim olsun isterim.. Yerleri yumuşak taştan yada mermerden mısır çarşısının. Yumuşacık.. Kimbilir kimler geldi geçti üstünden.. Kim bilir neler yaşandı dükkanlar bir bir kapanırken.. Tavan o kadar yüksekki kendinizi bir başka dünyada hissediyorsunuz orada.. Işıkları almıyor gözünüzü, seviyorsunuz ışığını bile.. Kendine has kokusuyla, rengiyle, insanlarıyla harika bir yer Mısır Çarşısı..

Mısır çarşısının bitiminde 'Kurukahveci Mehmet Efendinin' ürünlerinin satıldığı dükkana girdi babam. Biz girmedik çünkü valizle kalabalığı yarmak epey bir zor.. Mis kokulu kahvemizi de alıp kalabalıktan sıyrıldık. Babam tabi yiyecek gördümü gözü başka birşey görmediğinden coşkun sucuğun dükkanına girmeye çalıştı, engel oldum. İlerde birde peynirci gördü tam engel olacaktımki valizi çekmekle meşgul olduğumdan babamı engelleyemedim. Almış tabi alacağını.. Neyse acıktınız mı diye sordu. Hayırr! dedim aşırı bir tepkiyle. Zaten kilo aldım hayatta yemem balık ekmek. Annemde kilo aldı o da istemedi. Tabi babamın keyif tıkırında. tam i k i b u ç u k  k i l o vermişşş. Ama onada yedirmedik tabiki. Denizin kokusunu çeke çeke gittik durağa. Bindik otobüse. He birde oradayken kuzenim aradı. Dün gelmişler memleketten, bizi çaya  çağırdılar. Ama gitmez olaydım. Çünkü mısır unlu balık vardı menüde! Dayanamadım yedim! Yedim işte çok yedim hemde. Kilo alırsamda alıyım banane yaa :(

Kilo faslını bir kenara bırakıp yedik ailecek afiyetle. Sonra yeni aldığım cicilerimi giydim. Çook beğendilerrr.. Bende beğendim yani sorun yok. İşte amaç sadece alışverişti. Bahaneyle Ankaraya gitmeden birde eminönünü görmüş oldum. Ve buradan gitmeme sadece iki hafta kaldı...

-Üstüne Tıklayınca Büyüyor Dediler (: -

2 yorum:

  1. Eminönün'de deniz kokusunu almak ayrı bir yetenektir. Değerini bil :). Kendine iyi bak oralarda hemşehrim :))

    YanıtlaSil
  2. Denizin kokusu dışında kokuları aldık tabi de, deniz her zaman ağır basar bende :)) Gidiyoruz, mutluyuz hemşehrim, biz iyi bakarız da sizde kendinize mukeyyet olun buralarda :)

    YanıtlaSil