8 Aralık 2011 Perşembe

Sosyalleşiyorum, hemde Ankarada!

Okulun kütüphanesinde film indiremiyorum of!
Yani varya o kadar film seçtim dedimki bilgisayar alınca dedim kütüphaneden indiririm ohh dedim.. Amaa nerdeeee? Uğraştım olmadı of!

Tamam tamam şimdi mutsuzluk- umutsuzluk kraliçesi olmaya gerek yok bugün sosyalleşiyorum Ankarada.. Yanlış duymadınız An-ka-ra-da Sos-yal-le-şi-yo-ruuummmmm :))

Abarttım, farkındayım. Bi tane bi tiyatro varmış Osmanlıyla ilgili ona gidiyoruz benim Şekerlik Abidemle.. Aaa ben size Şekerlik Abidemi anlatmadım dimi. Bakın unutmuşum.

Şimdi Şekerlik Abidemle aynı sınıftayız. Sonradan keşfettiğim, çokça sevdiğim, kafama uyan en önemliside gezmeye tozmaya bayılan bir arkadaş bu arkadaş. Vize döneminde yurtta ders çalışamadığı için bizim eve gelmişti 5-6 gün. Şöyleki o günlerde okula gitmeyi gerçekten seviyordum. Ama gerçekten. Yalnız değilim, beraber takılabiliyoruz, ders çalışıyoruz(1 saat sohbet, 5 dk ders :)) Harika bir ikili olduk o zamanlar. Ama onun Feyzası varrr. Onlar çok iyiler. Feyza çok iyi çok tatlı, aralarına girmem. Ama Şekerlik Abidemle doyasıya gezip, alışveriş yapabilirim..

Şimdi şu salak ödevleri hallediyim. Malumunuz 2 saat sonra ders var. Sonrada  ver elini Kızılay!!
Şimdilik hoşçakalın, mutlu kalın, beni özleyin!!

5 Aralık 2011 Pazartesi

Hı ne? Ben mi?

Evimde, yatağımda, kendi pembiş bilgisayarımdayım... Daha ne isteyebilirimki?
Tripkolik şahsımı, İnaçtı keçimi, Rus'umu en sevdiğim arkadaşlarımı gördüm. Ailemi gördüm. İstanbulumu gördüm. Kendi bilgisayarıma kavuştum. Daha ne olsun dostum daha ne olsun. Vizelerimin hemen hemen hepsi de güzel geçti. Dizileriminde yeni bölümleri yayınlanmaya başladı...
Bi dk bi dk bu kadar şeyin güzel gitmesi sizede anormal gelmedimi. Bana geldi valla. Varya kesin başıma birşey gelcek. Kesin ölcem. Lan valla birşey olcak he. Neyse olursa birşey açıp blogumu okur, "yav bu kız zaten hissetmiş la" dersiniz..
Ölmezsemde mükkemmellikten, mutluluktan ölürüm zaten :D
Neyse saçmalıyorum bakmayın siz bana.. Nasıl olsa yarın sabah Ankaraya gittiğimde başlayacak bütün aksilikler, yine mutluluğumun içine edilcek. Ben biliyorumki biliyorumki. Hep aynı terane çünkü. Buraya gel mutlu mutlu sırıtık sırıtık pollyanna pollyanna gez, oraya gidince mutsuzluk abidesi ol.

Ya aslında alıştım oraya da.. Hemen hemen alıştım yani. Ama buranın tadını vermiyorki. Bir kere beni mutlu eden arkadaşlarım yanımda yok, annemin lezzetli yemekleri, babamın sıcacık bakışı yok.. Tv yok, internet yok! Sıkılınca kapısını açabileceğim bir arkadaşım yok. Ya arkadaşım var ama hepsi ayrı alemde. Tamam ordakileri de seviyorum ama benim dostlarımın yanında fos kalıyolar ne yazıkki. Mesela hadi gelin gezelim diyorum kimseden olumlu yanıt gelmiyorki.. Ben aşırı sosyal, yerinde duramayan, aklına eseni yapan, aklına eseni söyleyen, azıcık çatlak biriyim. Belki ben yanlış arkadaş ortamı seçtim ama diğerlerininde ahlaklarından çok hoşlanmıyorum napıyım. Bizimkiler en azından iyiler yani. Aaa fettancanla da uzaklaştık, oh ne güzel :))
Velhasıl ne kadar olumlu yönü de olsa Ankara, Ankara işte.. Benim için soğuk ve donuk şehir..