5 Aralık 2011 Pazartesi

Hı ne? Ben mi?

Evimde, yatağımda, kendi pembiş bilgisayarımdayım... Daha ne isteyebilirimki?
Tripkolik şahsımı, İnaçtı keçimi, Rus'umu en sevdiğim arkadaşlarımı gördüm. Ailemi gördüm. İstanbulumu gördüm. Kendi bilgisayarıma kavuştum. Daha ne olsun dostum daha ne olsun. Vizelerimin hemen hemen hepsi de güzel geçti. Dizileriminde yeni bölümleri yayınlanmaya başladı...
Bi dk bi dk bu kadar şeyin güzel gitmesi sizede anormal gelmedimi. Bana geldi valla. Varya kesin başıma birşey gelcek. Kesin ölcem. Lan valla birşey olcak he. Neyse olursa birşey açıp blogumu okur, "yav bu kız zaten hissetmiş la" dersiniz..
Ölmezsemde mükkemmellikten, mutluluktan ölürüm zaten :D
Neyse saçmalıyorum bakmayın siz bana.. Nasıl olsa yarın sabah Ankaraya gittiğimde başlayacak bütün aksilikler, yine mutluluğumun içine edilcek. Ben biliyorumki biliyorumki. Hep aynı terane çünkü. Buraya gel mutlu mutlu sırıtık sırıtık pollyanna pollyanna gez, oraya gidince mutsuzluk abidesi ol.

Ya aslında alıştım oraya da.. Hemen hemen alıştım yani. Ama buranın tadını vermiyorki. Bir kere beni mutlu eden arkadaşlarım yanımda yok, annemin lezzetli yemekleri, babamın sıcacık bakışı yok.. Tv yok, internet yok! Sıkılınca kapısını açabileceğim bir arkadaşım yok. Ya arkadaşım var ama hepsi ayrı alemde. Tamam ordakileri de seviyorum ama benim dostlarımın yanında fos kalıyolar ne yazıkki. Mesela hadi gelin gezelim diyorum kimseden olumlu yanıt gelmiyorki.. Ben aşırı sosyal, yerinde duramayan, aklına eseni yapan, aklına eseni söyleyen, azıcık çatlak biriyim. Belki ben yanlış arkadaş ortamı seçtim ama diğerlerininde ahlaklarından çok hoşlanmıyorum napıyım. Bizimkiler en azından iyiler yani. Aaa fettancanla da uzaklaştık, oh ne güzel :))
Velhasıl ne kadar olumlu yönü de olsa Ankara, Ankara işte.. Benim için soğuk ve donuk şehir..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder