27 Nisan 2012 Cuma

Günlük Gibimsi Vol-1

Sevgili Bilog,
İstanbuldaki harika haftam bitti ve ben Ankaraya geri geldim. Şuan "İstanbul dönüşü sendromu"nu yaşıyorum, mutsuzum. Neden? Çünkü burada evimdeki gibi şehrimdeki gibi rahatlığım yok. Burada sıkılıyorum ben. Sıkılsam gidebileceğim bi arkadaşım yok. İstanbulda akşam en erken 9da eve geldim. Ama burada 8den sonra hayat bile yok. Kuruyemişçiler bile kapanıyor, o kadar diyorum. Böyle bunalıma girdiğimde hop diye gidebileceğim bi sahil bile yok. Alışamadım bir türlü buraya, sevemedim, benimseyemedim, üzgünüm... Buraya gelirken insanlar demişti: "İstanbul veya İzmirden gelenler bir türlü sevemezler Ankarayı" diye. Ben tabi yine pollyannalık yaparak dedimki:"Tabiki severim ben orayııı ^.^" diye. Güya inat olsun diye bile sevecektim yapamadım, üzgünüm. Şöyle bir durumda var tabii, sonuçta daha küçük bir şehre bile gitsem sevemeyecektim orayı...
 Bu arada erasmus işi de yattı. Çünkü kaçırmışım başvuruları. Yani en azından bu senelik yattı. Üçüncü sınıf için denicem yine şansımı seneye. Zaten bizim okuldan çok başvuru olmuyormuş. Seçilmem kolay olur yani. Bu yaz ve önümüzdeki sene ingilizce kursuna gitmeyi düşünüyorum. He aynı zamanda okulla beraber rusça kursuna da gidecektim unutmadan. Neden? "Çünkü akademüsyen olabilmeh için dil gerekiyur argadaş!" Bende n'apıyoruuuuumm, dil yapıyorummm.

Buraya dönerken de tripkolik şahsımlan da barıştık gibi. Yani öyle. Ama inatçı keçimle barışmadılar daha pöf  :(
Ammaaa ailedeki buzlar eridi gibi benim buraya döndüğüm akşam. Çünkünüm ergengerisi bana çiğköfte yaptı annem yemicekti o kendi yemeklerini kendi yapıyor diye. Sonra ergengerisi güldü ve dediki tamam bundan sonra yiceeeeemmmm :))) Bende uçtum tabi ohh mis yedim. Oturdum ellerimle kendime göbek yaptımmmm. Nolcek bizim bu yağlar he söyleyin a dostlar. 58 olmuşum... Dobik oldum dobik. Göbeeem önden gidiyo, yağlar pantolondan taşıyor ıyyy. Yakında düğmelerim patlarsa şaşırmıcam yani. Çok sinirliyim kendime. Heh şişko ben!!



-Du ben en iyisi iki dakka yine bi diyete başlıyıp geliyim-

19 Nisan 2012 Perşembe

Eskimeyen Dostlar

-Arkada bu çalsın bak okurken.-


Yıllanmış dostlar gibisi yok arkadaş. Ne kasıyosun ne kasılıyosun. Olduğun gibisin. İstediğin gibi takılabiliyosun. Bu arkadaşlıklar için çok önemli bence. Doyasıya doğal davrandım oh. Eskileri hatırladık, güldük, gelecekten falan bahsettik. Bazen sıktım gelecek, iş-güç konusunda falan ama bazen sıkılmaları gerekiyor. Yapcak bişi yok. Yanlarından giderken üzülüyorum. Böyle hüzünleniyorum falan. Gidesim gelmiyo.
Okey oynamayı özlemişim onlarla. Oynadık veee 4-5 el üstüste bittiğim vee ortiminde ben bitemediğimde bitmesi üzerine fena farkla yendiikk. Yuppi abidik gubidik ^.^
Sonraaa çok özlemişim nargileyi içtik oh mis yarasın bize. Kalabalığı özlemiştim zaten. İstanbulun en kalabalık yerlerinden birinde buluşmayı teklif ettim, ama neden orda buluşmak istediğimi onlara söylemedim. Nihaaa yaşasın kötülük ^.^
Böyle beni minibüse bıraktılar, ağlicektim.Ühüü. Bindim minibüse kafamı koydum, taktım kulaklıkları hüzünlendim. Yaptıklarımızı falan düşündüm mutlu oldum. Hee bide ertesi görüşme için program yapmayı da unutmadık. Hasbahçede piknik yapcaz ben gelince. Izgarada yapcaz nihaa. Bende onlara sarma sarcam bide kıymalı börek yapcam bide papates salatası yapcam. Yicez yicez şişcez oh. Bu kadar. Şimdilik planımız bu.
Bir an önce ankaraya gidip, bir an önce finalleri atlatıp, istanbula gelesim var.

Hee bu arada tripkolik şahsım hala aramadı. Ben bekliyorum işte aramanı anla. Bu seferde sen ara. Gör oku bunları. Kızdım geçti inat yapıyorum ara işte. Boşa trip attın kabul et. Gitcem 2 güne. Gelsen kapıma dayansan  'in lan aşağı.konuşcaz' desen koşa koşa ya. Kalcamda sende söz. Belki okursun. Bugün lisede bana tip tip bakan adını 'tipitip' koyduğumuz, basketçi bi çocuk vardı ya onu gördüm. Ama bakmadı bile bana. E tanıyamadı haliyle.  Neyse öyle işte. Okursan ara. Aramayan top olsun.

Öyle işte genşler ben gidiyorum. Zaten sık sık yazacağım son 2 günüm. Özleyin beni sevin beni. ^.^

<< Bir Ergen Gerisinin Düşünceleri >>

Hı hı evet. Kıçımızı gere gere öğlene kadar yatabiliriz. Zaten okullarda öyle devamsızlık problemi diye birşeyde yok. Hem okula gidenler niye sabahın 6sında kalkıp gidiyorki? Gerizekalılar mı? Yani çok gereksiz okul denen şey. Öyle üniversite sınavı falanda çok boş şeyler, okuyup napcaz? Kısa yoldan zengin olanlar var bak oh mis. Bende zaten kavak yellerindeki efe gibi, kısa yoldan zengin olanların kitaplarını okur, zengin olurum. Hemde çok çalışmadan. Çünkü ben zekiyim. Hemde çok, herkesten çok. Zaten yakışıklıyımda, kızlar peşimde ama hiiç birine pas vermiyorum oh. Çünkü benim işim gücüm oyun. Kıza ne gerek var. Ailem bana bakmak zorunda, ben ne yaparsam yapıyım sevmek zorunda. Ağızlarına sıçsamda 'ohh canım oğluşummm' demek zorunda. Maddi durumları beni ilgilendirmez, bana para yağdırmak zorunda. Ben dışarı istediğim saatte çıkabilir, istediğim saatte girebilir ve kimseye hesap vermeyebilirim sonuçta 18 yaşında bi bireyim ben. İstediğim gibi içki içebilir, istediğim gibi sigara da içebilirim. Kime ne?! Herkes bana önyargılı. Ben hep haklıyım ama kimse beni anlamıyoki. Hem ben onlara hiçbirşey söylemesem bile onların beni anlaması lazım. Ergenim çünkü?! Devamsızlıktan kalmışım. Çok da tın. Eşek gibi geçircekler, son sınıfım sonuçta. O beni yok yazan müdürün ağzını burnunu da patlatıcam bi gün görcek. Hem niye annemi arıyoki zırt pırt. Kalmışsam kalmışım onlara ne?! Özgürüm, rahatım, ergenim. Kimse bana karışamaz. Herkese bağırabilir, aşağılayabilirim. Bu benim dünyam taam mı???

18 Nisan 2012 Çarşamba

Benmişim.

Hayalperestmişim güzel hayaller peşinde koşan bir gençmişim (:


Kırmızı meyve çayına bayılırmışım. İçmesemde koklarmışım.

Pollyannaymışım, herkesi severmişim.
Doğruyu zor bulanlardanmışım.
Sınavda soruyu sallarken karakter olarak 'opiti piti' yapanlardanmışım.
Hergün farklı birşeylerle gelip insanları bezdirenlerdenmişim.
Biraz şımarık, ailenin küçük kızı, dediğim dediklerdenmişim.
Severse çok sever, söverse çok sövenlerdenmişim.
Aileye arkadaşa aşırı bağlanan, ancak başkasına bağlanamayanlardanmışım.
Narsisistik gibi bişeyleri öğrenip, bütün psikolojik hastalıkları kendinde bulanlardanmışım.
Hep yeni olsun hep yeni olsun diyen ama herşeyin eskisini seven çelişiklerdenmişim.
Yalnızlığı sevmeyen ama sadece yalnızlıkta gelişebilenlerdenmişim.
Saflık abidesi dikseler heykel olacaklardanmışım.
Çok gülen, çok yiyen ama çok uyumayanlardanmışım.
İki eksiği bir gediği olanlardanmışım.
Odak problemi olan ama çok dikkatli olduğunu savunanlardanmışım.
Mükemmelliyetçi olup, mükemmel olamayanlardanmışım.
Su ikizi olduğundan, suyu, denizi her türlü sevenlerdenmişim.
Herşeyden az buçuk bilen ama hiçbirini tam anlayamayanlardanmışım.
Biraz ordan biraz burdan karmakarışıklardanmışım.



Ϥ є я l i ρ o l l y α ɴ ɴ α



~Söylemeden Edemiciğimmm ~

Bir arkadaşım paylaşmış facede bu kadının başka bir şarkısını ama ben bunu favori seçtim. Kadının sesi hakkaten güzel. Bir de 'dark paradise'ı dinlersen iyi edersin. İyi dinle :)

17 Nisan 2012 Salı

Evde Tek Başına - 1

Evde tek kalma fobim var benim. Evet 20 yaşındayım ama var yani. Böyle sesler duyarım pıt pıt çıt çıt ss şş falan gibi, alfabe uzar gider. Duymadığım ses çeşidi yok yani. Sağolsun üst kat komşularımızda az ses çıkarmazlar. He birde alt katta babannem son ses izler televizyonu. Ama olsun sonuçta tekim evde. Hele akşamsa yandım zaten. Mutlaka ya televizyon ya bilgisayar açık olcak. Yada telefonda olcam. Yoksa 'yusuf yusuf' yani..

He şuan evde tekim tırsıyor muyum? Evet la valla tırsıyorum. Daha annemlerin gelmesine de var. Ama olsun ben cesur kız olcam korkmıcam. Hem pc açık mis gibi. Oh müziği de açtım. Blog blog dolanıyorum. Sıkılırsam facebooka falan bakıyorum olmadı twitter. Yani düşünüyorumda teknoloji yokken insanlar evde tek başlarına ne yapıyordu. Yani korkmuyorlar mıydı. Hatta elektrik falan yokken. Ay düşünmesi bile kötü be!

Neyse efenim şimdi böyle kendimi ürkütücü düşüncelerden uzaklaştırıp size yeni gelişmelerden bahsedicem. Mesela erasmusa başvurmaya karar verdim. Hatta ailem de onayladı. Ancak şöyle bir durum var ki: Tarih bölümü okuduğumdan dolayı, ortak tarih olarak sadece balkan ülkeleri var. Avurturya, macaristan, yunanistan polonya falan. Hatta bizim okulun anlaşmalı olduğu ülkeleri bile bilmiyorum. Belki daha az seçeneğim vardır. Hee birde bunun ingilizce muafiyet sınavı var. Ama olsun yazın kurs murs hallederiz birşeyler. Aa bu arada yani bu erasmus seçeneği istanbula geçiş yapamazsam geçerli. Eğer istanbul olursa gitmem avusturyaya falan. Ne işim var -.-

Macaristan -  Budapeşte

Birde bugün son kez gördüm inatçı keçimi. Yazın bursada yaz okuluna kalacağından uzun süre görüşemicez :( Yanına gitmeyi düşünüyorum ama garanti de değil yani. Neyse kısmet artık yapcaz birşeyler. Bu arada tripkolik şahsımda dün sürpriz yaptı bize. Dün çok iyiydik oh süper. Ama bugün bazı istediği şeyleri yapmadığımızdan dolayı görüşmedi bizimle. Dua edin de düzelsin aramız ya. Ben kardeşlerimle bozuk olmayı sevmiyorum...

Aaa ablamda geldi hatta biliyormusunuz bu akşam. Yirim onu yirrrrrr! Tatlılığına kurban olun siz onun, güzelliğinden küçük dilinizi yutun, o birtane birtaneeeee :)) Mezuniyet hediyelerinin ilkini aldım istanbula gelirken. Hediye etcem bu akşam inşallah beğenirr :)) Ben gidene kadar burda. Artık yer bitir miyim edirneye kalırmı bilmiyorum :O

Aile durumlarına gelirsek: hala ergengerisini annemlerle barıştıramadım ya of :( Ne zaman bitcek bunun ergenliği de biz rahatlıcaz bilmiyorum? Üniversiteye gitse de kurtulsak, düzelse!!

Amma uzun oldu bu post. Hatta yazdıklarımın en uzunuuuu. Özlüyorum buraları ya. Nete girmeyi özlüyorum. Blog ortamını özlüyorum. Yazmayı, okumayı özlüyorumm. Bak pazar günü gideceğimi düşününce üzüldüm şimdiden. Neyse o zamana kadar buranın tadına varmaya çalışayım en iyisi. Hatta şuan sabahki bulaşıkları yıkıyımda annem mutlu olsun ^.^

Haydi ben kaçtımmmm öpüldün çok çok <3<3

15 Nisan 2012 Pazar

İstanbul Aşığım Sanaaaa..

Nasıııl da özlemişim ben burayııı. Nasıııl da özlemişim İnatçı Keçimiiii.
Ben baaayılıyom bu şehre. Trafiği hariç herrrşeyine. Bugün gezdim karış karış birçok yerini. Tabikiii İnatçı Keçimle..

Önce Cevahirde şöyyyle güzeel bir pizzaa yedik. Sonra napsak napsak diye düşünüp beyin fırtınası yaparkeen, aklıma nisan ayında olduğumuz ve lale bayramının başladığı geldii. Dedimki hemeen Emirgan Korusuna gidiyoruz. Atladık en sevdiğim otobüs olan 29Ş'ye.. Gittik istinyeye. Ordan ver elini Emirgan Korusu !! Orası nasıl harika bir yerdir?! Orası nasıl cennet gibi bir yerdir. O rengarenk laleler, o kıvrım kıvrım kıvrılan yeşillikler içinde yollar, bıcır bıcır insanlar, mini mini çocuklar, gelinlikler içerisinde yeni evlenen genç kızlar... Bool bol fotoğraf çektik. Oturduk çekirdek çıtlayıp, dedikodu yaptık. Şekilden şekle girip yarıldık. Eski günleri andık. Bayır aşağı deli gibi koştuukkkk :)) Kağıt helvalarımızı yiye yiye indik aşağı...


Sonra dedim gel şurada lunapark var. Ama nolmuş? Kaldırmışlar lunaparkı :(( üzüldüm.
Kandırdım sahile inelim dedim. Sevmedik istinye sahili. Ooo zamaaan herzamanki mekaan 'Beşiktaş'
Sonra atladık minibüse gittik taştaşımıza. Ama hava soğudu ve karardı tabi o saatte. Olsuun deyip dondurmalarımızı alıp indik sahile. Donduk donduk, hatta ıslanır gibi olduk, manyak gibi video çektik. Dönüşte  yaşlı bi teyzeyle sohbet muhabbet ettik :))
Sonraaa ayrı ayrı bindik minibüslerimizeee koccaman sarıldık.. Seviyorum seni İnatçı keçiiim çoook çoook hemdee <3

He bu arada İstanbul 'AşığımSana'..

14 Nisan 2012 Cumartesi

..Super'wo'man..

Yayınlanmamış taslaklarım varmış yeni farkediyorum. Hatta yazıp da yayınlamadığım o taslaklarda ne kadar haklı olduğumu görüyorum. O zaman yaptığım hataları aynen tekrar ettiğimi farkediyorum. Salaklık paraylamı?!
Neyse canım hepimizde az biraz saflık ve salaklık var zaten. Pollyannalığımdan kaynaklanıyor da olabilir insanlara çabucak güvenip, milyonlarca kez şans vermem. Amaan yada sen ne demek istersen de buna mühim değil. Eskiden insanların düşüncelerini deli gibi önemseyen bir tiptim, artık değilim. Yani sanırım.. Ama şu hayattaki en önemli şeyin önce kendim, sonra ailem, sonra da kardeşim dediğim arkadaşlarım olduğunu anladım. Ben buraya ne yazarsam yazayım zaten değişmeyeceğim biliyorum. Özellikle güvenip değer verme konusunda. Ama olsun beni de böyle kabul et. Pollyanna işte deyip geç yani.

Şu eski taslaklar konusunu bitiripppp hayatımda neler olup bitiyor bahsedeyim biraz. 
Aslında canım, anlatabileceğim çok birşey yok. Yani kardeşimin yine annem ve babamla konuşmadığını, ergenlik triplerine girip kapıları kırdığını falan anlatmam çok gereksiz. Aaa hatta üniversite sınavının rezalet geçtiğini falan da anlatmama gerek yok. Ancak şöyle bir durum var ki : Ben burada istanbulda ailemin yanında olabilseydim, annem ve babam kardeşimle bu kadar uğraşmak zorunda olmazdı. Aslında bunu annemin 'sen bu evin neşesiymişsin' demesiyle ve benim evime geldiğimde arabulucukluk yapmaya çalışmamla farkettim. Kendimi süpermen falan zannediyorum sanırım. Neyse ben yine evimdeyim ve yine ortamı yumuşatıp, işleri yoluna koymaya çalışacağım.

He birde benim İstanbula geçiş yapma gibi bir istediğim vardı daha önce anlattım mı bilmiyorum. İlk dönem ortalamam yüksekti ancak geçiş yapmaya yeter mi bilmiyorum. Ama büyük ihtimalle bu dönem daha yüksek bir ortalama yapmam gerekecek. Vizeler iyi geçti , yani bence. İnşallah geçiş yapabilecek kadar ortalama yapabilirim. Henüz detayları araştırmadım. Hatta hatırlamışken size bu postu yazdıktan sonra şöööyyle bir araştırmaya başlayayım. (Parmağıma kırmızı iplik mi bağlasam aceba?!) Geçiş yapmam lazım çünkü ailemin süpermenliğini yapmak gibi bir görevim var, bu kutsal bir görev(!)

Veee eve geldim veee yine mutluyum. Çünkü annemin kucağında uyumak çok tatlı. Çünkü babamın destekçi konuşmaları çok rahatlatıcı ve ergen kardeşime sarılmak çok huzur verici.. Veee tabiki enn yakın arkadaşlarımı görmek muhteşem bir duygu... Artık İstanbulda olmanın tadını çıkarma zamanııı!!