26 Şubat 2013 Salı

Ne Desem Bilemedim

 
Gidecektik normalde bugün Kelebeğin Rüyası'na. Gittik de. Çok kaliteli bir filmdi, çok iyiydi, ağlattı, senaryosu ufak ayrıntıları falan süperdi vs.vs diye anlatacaktım size. Öyleydi de zaten. Ama bazıları keyfimi kaçırdı. Bu kişi babannem tabiki. Haytta nefret ettiğim tek kişi. Gerçek anlamda nefret ettiğim, öldürmek istediğim falan. Küçüklüğümden beri hep hayalini kuruyorum. Psikopat oldum. Babannem ölse benden bilecekler he. Ama herkes bunu bekliyor yalan değil. Nefret bana yakışmıyor biliyorum ama neler yaptığını yazsam roman olur. Babam bile onun yüzünden terketmek istiyor İstanbul'u. Amasra'ya yerleşmek istiyor. Sadece ben nefret etmiyorum herkes ediyor.

Zaten bugün susmadı telefonum. Kahvaltıda 5 kere kalktım yerimden. Sinemadayken susmadı. Eve geldim 'Beni böyle sev'i izliyorum yine susmadı. Akşam yemeğinde yine susmadı. En sonunda kapattım telefonu. Başbakan bile bu kadar çok konuşmuyordur telefonla ya. İşi düşen arıyor anasını satıyım. Herkese evet dediğim için bütün bunlar. Hayır demeyi öğrencem artık bıktım. Ya da açmıcam insanların telefonlarını.

Nefret ediyorum huylarımdan. Resmen kullanıyorlar ya. Nefret ettiriyorlar hayattan. Soğutuyorlar zevk aldığım herşeyden. Az kaldı Ankara'ya gitmeme. Sanki sevinir gibi oldu ama napıyım orda dert burda dert of ya. Neyse bu günlük bu kadar. Siz mutlu olun e mi? Bu da stres atma şarkım.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Yeni Mekaan :)

Ben dün yazdığım postta 'bugün gezmeyeceğim' mi demiştim. Yok öyle olmadı. Çünkü ben ne zaman böyle desem bir yerden birşey çıkıyor. Bildiğiniz gibi dün İstanbul'da hava harikaydı. Bahardan kalma bir gündü. Haliyle günlerden de pazar olunca insanlar dışarı fırlamış, biz de fırlayalım dedik :)

Bu sebepten ötürü şöyle bir deniz havası alalım dedik. Kabataş'a geldik. Ama oturacak tek bir masa bile yoktu. Neyse dedik bari ilerideki 'Kahve Dünyası'na gidelim. Girdik içeri, garson dedi yerimiz yok. Çıktık dışarı düşünüyoruz. Bizim arkadaş da geçen Beyazıtta bir yer keşfetmiş 'Ağa Kapısı' diye. Böyle hemen hemen 5 katlı olan bir mekan. Kafe tarzı. Hafif loş ışıklı, fon müzikte ney sesi olan, etrafta kitaplığı sobası falan bulunan sıcak bir yer. Hemde deniz manzaralı :) -Gerçi biz üşüyoruz diye deniz havası alamadık ama-

Sevdik orayı. Çok benimsedik. Yeriniz bulunması biraz zor ama güzel. Ayrıca çayı ve pizzası çok güzel. Fiyatları da uygun. İstanbulda olanlara tavsiyem dediğim gibi bir mekan arıyorlarsa gitmeleri. Şimdilik benden bu kadar. Birazdan çok reklamı yapılan 'Kelebeğin rüyası'na gideceğim. Bu da bugünkü şarkımıııız ^.^

Burası da girişi

24 Şubat 2013 Pazar

Az kaldıı!


Yaklaşık bir haftadır gelemiyorum buralara. Malum bugün itibariyle Ankara'ya gitmeme tam bir hafta kaldı. E sayılı günler olunca herkese vakit ayırmaya çalışıyorum. Geçen hafta hem kuzenlerimle hemde arkadaşlarımla bol bol gezdim tozdum. Birde altı ayda bir yaptığım tiroit kontrolüm olunca yoğundum haliyle. Bugün işim çıkmazsa büyük ihtimalle evdeyim.
Okuyamadım yazdıklarınızı, özledim buraları. Bir de size kötü bir haber vereceğim. Artık Ankara'da internetim olmayacak :( Çünkü ortalamam yerlerde. İnternetin başından kalkıp ders çalışamıyorum. Sadece kütüphaneden gireceğim artık. Ama boş bırakmam buraları. Çünkü bırakınca eksikliğini çok hissediyorum. O yüzden merak etmeyin yine buralarda olacağım ben :)
Bu tatil o kadar uzun geldiki.. O kadar çok şey yaşadımki.. Dersler yoğunlaştığında İstanbul'da olmayı özleyeceğim. Ergengerisiyle boğuşmayı eğlenmeyi, ablama şebeklikler yapmayı, babamla dertleşmeyi, annemin kucağına yatmayı, inatçı keçimle gülüp eğlenmeyi, kuzenlerimle uğraşmayı çok ama çok özleyeceğim.
Of son haftaya girince hep böyle oluyor. Gitme psikolojisi bütün beynimi kaplıyor. Daha alışveriş yapmadım ben yaaaa. Çarşamba günü bütün alacaklarımı almam lazımm. Ben gideyim de indireceğim dizileri müzikleri hallediyim en iyisi. Sizin de kocaman öptümmm :))

18 Şubat 2013 Pazartesi

Doğumgünüsüü

Merabaaa.
Dün gece çok yorgun olduğum için anlatamadım yaşadıklarımı. Dün için 'hayatımın en güzel doğum günü' diyemicem ama güzeldi. Ailemleydik, kuzenlerim vardı. Kurduk ses sistemini eğlendik dilediğimizce.. Oynadık bol bol kurt döktük. Fotoğraflar videolar çektik. Ama İnatçı keçim babası rahatsız olduğu için gelemedi gözüm yollarda kaldı :(
Ergengerisi çok istediğim için gümüş bileklik almış, çok mutlu oldum :) Ama buruktu bir yanım. Neden bilmiyorum. Yaş büyüdüğü için mi, bazı şeyler eksik olduğu için mi, yoksa beklediğim bir kişiden beklediğim tepkiyi göremediğim için mi? Buruktum işte. Ama iyiki bu dünyada varım. İyiki doğmuşum. Umarım 22.yaş günüm daha güzel geçer :)
Güzel dilekleri olan herkese de teşekkür ederim kocaamaan ^.^
Bu da size doğum günü hediyem olsun :)
Soldan sırasıyla: Kuzenim Okan, Ablam, Ergen gerisi ve kepçe Ben :) O elbise de en sevdiğim elbisemdi!

17 Şubat 2013 Pazar

21 mi olduk şimdi?!

Google amca da unutmamış sağolsun :)
Yarım saat önce 21 olmuş bulunuyorum. Ama bu 12den sonra olan doğum günlerinden değil benimkisi ben cidden 12yi bikaç dakika geçerken doğmuşum.
Sevdiğim insanların bir kısmı kutladı. 1-2 yakın arkadaşım hariç. Ama bir tanesi facebookta olmasına rağmen kutlamadı ve şuan sinir katsayım çok yüksek. Daha yeni başladık güne. Gün içerisinde neler olup bittiğini anlatmak için sabırsızlanıyorum. Yarın bu saatlerde yine burda olmak dileğiyle, koccaman öpüldünüz :))

14 Şubat 2013 Perşembe

Beni Böyle Sev


Bu sene 20 dakika dizisinden sonra sevdiğim ikinci dizi oldu 'Beni Böyle Sev'. Türk filmi tadında çok şeker bir dizi. Tabi içinde Alper Saldıran'ım ve Zeynep Çamcı da olunca daha da bi şeker oluyor ^.^
Normalde Türk dizilerinde sıkılıyorum ben. Olaylar bir türlü ilerlemiyor, on saat bakışmalar, bir ton reklam derken bunalım geçiriyorum izlerken. Ama 'Beni Böyle Sev' farklı geldi. Kızın sürekli içinden konuşması, çok saf olması, karadeniz kızını güzel temsil etmesi, birazda kızda kendimi bulmam çekti beni. Belki çok klasik zengin oğlan- fakir kız olayı ama oyuncu kadrosu çok kaliteli ve sıkmıyor. Kızın içinden konuşmaları çok güldüyor insanı. Dün akşam tekrarını izledim ve çok hoşuma gitti. Pazartesi akşamları Trt'de yayınlanıyor. Konu biraz sıradan olsa da kaliteli dizi izlemek isteyenler ailecek izleyebilirler. Tavsiyemle izleyenlerden de eleştiri bekliyorum. Keyifli izlemelerr :))

12 Şubat 2013 Salı

Salgınmış. Peh.

Hastayım beeen!
İki gündür çıkamadım yataktan. İlaçlarımla kanka olduk, beraber uyuyoruz. Dün babannemi hastaneden getirdikten sonra koltuğa bi uzandım akşama kadar kafamı kaldıramadım. Üzerimde bir kırgınlık bir yorgunluk anlatamam. Boğazımda bir acıma, bir yanma.. Ankaranın o kadar soğuklarında hasta olma kendine dikkat et, İstanbula bi gel annenin yanında hastalan! Hiçbirşey yiyesim gelmiyor. Burnum akmadığı içinde başım sürekli ağrıyor. Annem bana baksa bile iyileşemedim. Oysaki ben karşıya amcamların yanına kaçacaktım biraç günlüğüne. O da yattı. Bir an önce iyileşeyim dua edin bana olur mu :(

10 Şubat 2013 Pazar

Bu Aralar Taktım Buna!


Geçen ay bunalıma girdiğimde sürekli birsen tezer, jehan babur, ezginin günlüğü falan dinlemiştim. İki gün önce Dream'de dinledim bu şarkıyı. Harika bir düet olmuş. En sevdiğim sesler bir araya gelmiş. Durmadan dinliyorum. Sizde dinleyin zevkle :)

7 Şubat 2013 Perşembe

Soru-Cevap Mimi

Canımcıımm Mia'cıım mimlemiş beni. Bende gezmekten tozmaktan anca gelebildim. Deep'in miminden sonra sıra geldi Mia'nınkineee :)


1- Hayatınızda mucize olarak nitelendirebileceğiniz bir olay geldi mi başınıza?

Yok henüz olmadı öyle bişey.

2- Hayatınızda aldığınız en büyük risk neydi?

Üniversite tercihlerim. 30 tercih yaptım. Bütün Türkiyeyi yazdım. Geleceğini önemsemeden bir bölüm seçtim. Risk değil mallık :)

3. Almayı düşünüpte alamadınız neler var?

Bir elbise beğenmiştim çok pahalıydı alamadım. Klasik bi cevap ama o kadar para verilmez canım bir elbiseye. Ben bazen parama kıyamıyorum.

4- Kıyafet konusunda takıntılarınız var mı? (Asla beyaz giymem vs.)

Çok karışık desenli rengarenk şeyler giymem. Sade seviyorum ben. Ayrıca kesinlikle renk uyumu olması gerekiyor. Eğer beğenmediğim bi şekilde dışarı çıkarsam o günüm kendime sayıp sövmekle ve mutsuz bir şekilde surat asmakla geçiyor.

5- Nefret ettiğiniz huylar ya da nefret ettiğiniz insanlar?

Beni yönetmeye çalışan insanlar. Herkes kendi hayatına baksın. Benim için plan yapmasın. Yalan ikiyüzlülük dedikodu falan bunları saymama gerek yok zaten.

6- Sizi en net tanımlayan kelime hangisi?

Şirin ve pollyanna :)

7- Hayata yeniden gelme şansınız olsa, hangi ülkede doğmak isterdiniz?

Norveç. Soğuk ama olsun. Yaşam şartları çok iyi. Ama yine müslüman olarak gelmek isterdim.

8- Tek başına bir insan keyif almak için neler yapabilir?

Mısır patlatır, alır eline komedi filmi izler. Yada açar en sevdiği hareketli müzikleri ayna karşısında oynar. Yada banyo yapar en sevdiği giysileri giyer süslenir takar kulaklığını tek başına gezmeye çıkar kendini film yıldızları gibi hisseder ^.^ (Hayal gücüm geniş bu soruya cevabı yaz yaz bitiremem:))

9- Nikah masasında evleneceğiniz kişiden "Hayır!" cevabı alsanız?

Gelinliği çıkartır, balayı için hazırladığım bavulu alır balayın için ayırttığımız yere tatile giderim. Mal gitsin o saçmasalak düşünsün. Gidip tatil yerinden bi yakışıklı bulurum ben.

10- Ölümden sonra var olan hayata inanıyor musunuz?

Tabikiiiiiii

11- Sizi yazmaktan soğutan olaylar?

Bunalımlı duygular. Ya bunalımdayken yazıp anlatıp sonra geriye dönüp okuduğumda yine aynı şeyleri hatırlamaktan nefret ediyorum. Hatta bazı bunalımlı yazılarımı buradan sildim.

12- Kendinize robot bir sevgili yapıyorsunuz, ona hangi özellikleri eklemek isterdiniz?

Şiir okuma, yemek yapma, düşünceli olma, empati duygusu.

13- İnsan kaderini mi yaşar, kaderini mi yazar?

Yaşar. Zaten bizim yaşayacaklarımızı sonsuz ilmi bilgisiyle bilen Rabbimiz bilgisiyle yazmış ve biz de zaten o kaderi yaşıyoruz.

14- Aklınıza ik gelen ingilizce kelime hangisi?

Love.

15- Bir kitap yazsanız, adı ne olurdu?

Her renkten.

16- Blogger olmasa, şu an gerçekleştirdiklerinizi nerede gerçekleştiriyor olurdunuz?

Tumblr. O da belki.

17- Birinden hoşlanıyorsun ama hoşlandığın kişi en yakın arkadaşından hoşlanıyor, arkadaşınsa boş değil ona karşı. Ne yaparsın?

Haha bunu yaşadım zaten :) Onlar yaklaşık 4 ay çıktılar. Önce çok mutluydular sonra çocuk arkadaşımı bıraktı arkadaşım bunalıma girdi ben teselli ettim.

18- İnternette sahip olduğunuz ilk takma isim neydi?

İlk ve tek ismim 'Yerli Pollyanna' :)

11 Soru Mimi

Sevgili Deep mimlemiş beni bu kez. Bol sorulu bol cevaplı bi mim. Üç aşamadan oluşuyor. Ben soru hazırlamak da berbat olduğum için soruları alıp cevaplayacağım. Uzatmadaaan başlıyım en iyisi ^.^


Birinci aşama: Soruları cevaplama


1-Kitaplara eş değerde sevdiğin bir şey var mıdır? Varsa nedir?
Diziler. Yani kitap okumayı inanılmaz seviyorum. Dizi izkemek de kitap okumak kadar zevkli benim için. Tabi dizi deyince bazı sıkıcı türk dizilerini istisna tutuyorum. Şu fox da her gün yayınlananlar gibi..
2-Takma adın var mı? Varsa o adı neye göre seçtin ya da sana nasıl hitap edilmeye başlandı? Yani hikayesi nedir?
Takma adım varmıı. Şöyleki eğer lakap kastediliyorsa burda ilkokldan beri en az 10 tane lakabım olmuştur. Duracell, kenyalı japon, son mohikan, mecimek.. Bunlar en çok kullanılanlar. Ama internet ortamında takma ad kastediliyorsa sadece Yerli Pollyanna'yım :)
3- Kitap okurken aynı anda şarkı dinleyenlerden misin? Belirli kitaplarla özdeşleştirdiğin şarkılar var mı? Varsa bunlar nelerdir?
 Sadece fon müzik dinlerin. Bazen de yabancı müzik. Türkçe dinlersem karıştırıyorum çünkü. Dalıp gidiyorum müziğe o zamanda kitabı anlayamıyorum haliyle. Ve hayır özleşleştirdiğim şarkı yok.
4-Seri kitapları mı daha çok seversin yoksa tek kitapta herşeyin olup bitmesinden hoşlananlardan mısındır?
Yani seri olanları da okudum onlar güzel. Aşkın gözyaşları gibi, alacakaranlık serisi gibi. Tabi tek kitap olup bi solukta okunup bitenleri de seviyorum. Ayrımım yok yani. Bana yeterki kaliteli kitap olsun :)
5-Hayatta en çok gerçek olmasını / senin olmasını istediğin şey nedir?
Birinin bana aşık olması. Tabi  benim de ona.
6-E-book mu yoksa eski usul,ellerinde hissedebileceğin kitapları mı okumayı tercih edersin?
Eski usul tabikii. Elime alıcam dokunucam koklıcam öyle okucam. Hele 2. el kitaplar bu yüzden benim favorim!
7-En sevdiğin şarkıcı / grup ve onun / onların en sevdiğin şarkısı nedir?
Dönem dönem değişiyor. Yani en sevdiğim sanatçı yada grup yok. Ama Nev bence çok kaliteli bir isim. En sevdiğim şarkısı da 'meğer'.
8-Kendin hiç ayraç yaptın mı? Yaptıysan eğer kendi yaptıklarını mı yoksa kitapların orjinal ayraçlarını mı tercih edersin?
Yok yapmadım. Öyle bi düşüncem olmuştu ama uygulamaya geçirmedim. Bu yüzden hazır ayraç kullanıyorum.
9- En sevdiğin,bir anlamda hayatını etkileyen ünlü bir alıntı / alıntılar var mıdır?
İnsanlar onlar için neler yaptığınızı anlamazlar, ta ki siz yapmayı bırakana kadar.
10-En sevdiğin mevsim hangisidir?
Kesinlikle ilkbahar!
11-Dürüstçe cevap vereceğini varsayarak soruyorum.Elinde bir şeyleri değiştirecek güçte tek kullanımlık bir güç olduğunu düşünelim.Bu kadar büyük bir şans avuçlarındayken bencillik edip kendi isteklerin doğrultusunda mı kullanırdın yoksa daha geniş düşünüp herkesin yararına olan bir değişiklik yapmak için mi kullanırdın? Ve bu değişiklik (bencillik edip de yaptığın yada herkesin yararına olan) ne olurdu?
Bencil bir insan değilim. Ama bazen keşke birazcık olsun olabilsem diyorum. Şöyleki bu cevabı vermek çok içimden gelmedi açıkçası. Cevap bana kalsın :)

İkinci aşama: Hakkımızda 11 gerçek

1- Çoğu zaman evlatlık olduğumu düşünüyorum.
2- İkinci bir bloğum var.
3- Çocukken hep Bugs Bunny gibi olmak istemiştim.
4- Takıntılı bir insanım.
5-  Asla sırıtırken fotoğrafım olmadı.
6- Hep ergenliğime geri dönmek istiyorum.
7- Bu bloğumu milyon tane tanıdığım bildiği için daha fazla hakkımdaki gerçekleri açıklayamam :)

Üçüncü aşama: Mimlediklerinizin cevaplamasını istediğiniz sorular.(Bu konuda biraz hazıra kondum ama bu sorular güzel :))

1)      Mutluluk sizce nedir?
2)      Sevdiğiniz bir insanı kaybettiniz onu tekrar kazanmak istiyorsunuz? Ne yapardınız?
3)      Hayatınızdaki olmazsa olmazlarınız nelerdir? Kişi, eşya her şey olabilir...
4)      Zamanı geri sarma özelliğiniz var ilk olarak hangi yaşa ve hangi olaya geri dönmek isterdiniz? Neden?
5)      Bonus kazandınız ve size zamanı ileri sarma özelliği de verildi..Hangi yaşa yolculuk yapardınız, neyi merak edersiniz gelecekte?
6)      Evleneceğiniz insanda arayacağınız özellikler arasında olmazsa olmazınız ne olurdu?
7)      Size sihirli bir değnek veriyorum.. Ve ne istersen onu yapacaksın ama sadece bir kere kullanma hakkın var.
8)      Yolda gidiyorsun karşı cinsten biri laf attı. " Hey yakışıklı" --- "Güneş yeryüzüne inmiş, bu ne güzellik" dese ne tepki verirsin?
9)      Sana yapılacak en büyük işkence ne olur? Bu soru sizi gıcık etmem için soruldu, haberiniz olsun :))
10)   Size yapılan ya da sizin yaptığınız çok büyük bir şaka oldu mu? Varsa paylaşır mısın, please? :)
11)   Hayat kısa ve zaman çabuk geçiyor o zaman ......... yapalım? Boşluğu doldur bakalım..
Daima öğrenmeye açık olup kendimizi geliştirmeyi ihmal etmeyelim.

Mimlediklerim:

3 Şubat 2013 Pazar

Hihiii :)

Şuan aile partimiz sona ermiş bulunmakta. Bi parti anca bu kadar eğlenceli olabilirdi. 80 yaşındaki babanneme 'tiridine bandım' oynattık. Karşılıklı göbek attık. Hele 110 kiloluk halamla göbek atmalarımızı bi görseydiniz ölürdünüz gülmekten. Bir de bizim küçük kuzenlerle bi Gangnam style oynamamız var. Bizim ergen gerisi disko ışığı falan yaptı telefondan çok fena oldu :) Michel telo'nun bara bara bere bere şarkısındaki hallerimi kameraya çekmişler izlerken gülmekten ben yarıldım. Demet akalının Türkan şarkısını bi söylüyoruz ergengerisiyle babam bile oynadı. Doğumgünü partisi yengemin olduğu için amcamla yengemi dansa kaldırdık, annemle babamı falan. Onları ilk defa böyle gördüm. Bide amcam yengeme doğum günü şarkısı olarak bana korece doğum günü parçasını söylettirdi iyice şebek oldum ^.^ Oturduk bide küçük kuzenlerle sıra gecesi yaptık. Hatta apaçi dansı bile yaptım. Bugün en çok kurtlarını döken ben oldum. 6. sınıfta öğrendiğim vardar ovasını bile dizlerime vura vura söyledim :) Herkes o kadar eğlendiki anlatamam size. Böyle bana Ankara havaları oynatıyolar, ablama Edirne havası falan çok pis makara yaptık. Şebeklik olsun diye istediğim gibi stres attım. Okuldan biri benim bu halimi görse inanamaz o kadar diyorum. Ama yine de bitmedi enerjimiz. Kapıdan çıkarken bile hala Efulim'i söylüyoduk :)



Hatta Cigulinin Binnazını, İsmail YK'nın "ben senin annenin ellerinden öpeceğim"ini falan söyledik oynadık makarasına, kroluğu görmeniz lazımdı. Şuan söylemek istediklerimi, yaşadıklarımı böyle anlatamam ya :) Ankarada ne kadar stresim varsa attım. Oynadım dalga geçtim şebeklik yaptım insanları güldürdüm oynattım. Çocukluk hayalimdi benim tiyatrocu olmak. Birazda o isteği giderdim. Hatta babam böyle onları koparmaya çalışırken dediki "Tam tiyatrocu bu valla". İşte bunu duymak harika bişey. Dedim benim sesim kötü ama idare edin. Halam diyo "yoooo neresi kötü valla çok güzel". O kadar mutlu oldumki. Bide şey dedi "ne güzel eğleniyosun, gençlik ne güzel, iyi güldürdün bizi yaa".  O zaman tamam dedim. İyiki bu aile de varım. Onları çok çok seviyorum ^_^

Şimdilik hepinize iyi geceler. Sizde böyle çoook eğlenirsiniz umarım. Kocamaaaan öpüldünüz :))

2 Şubat 2013 Cumartesi

Foto Foto Yaptım ^.^

Selam canlarım :)
Normalde dün gelecektim, yaptığım pastanın böreğin fotoğrafını koycaktım dimi. Öyle söylemiştim. Ama dün biraz rahatsızlandım gelemedim pc başına. Bugünde başımı bi diziden kaldıramadığım için biraz geç geldim. Ama dizi demişken o nasıl bi dram dizisidir ya? Ya bi hayat bu kadar acıklı olabilir mi? Evet kore dizilerinin vazgeçilmezlerinden "I'm sorry I love you"dan bahsediyorum. Şimdi final bölümü kaldı. Bende fazla pc başında durma baş ağrısı yaptığı için kalktım başından.

Neyse ben konumuza geliyim. Dün misafirler geldi. Ama onlar gelmeden yetiştircez diye göbeğimiz çatladı. O yüzden sadece pastanın adam akıllı fotoğrafını çekebildim. Diğerlerini hemen alıp misafirlerin olduğu masaya götürdüler. Onlara da "durun bi dkkk fotoğraflamam lazım" diyemedim :(


Çikolata sosunun sütünü az koyduğum için katı oldu ve istediğim gibi akmadı :( içinde bütün antep fıstıkları ve çok az da damla çikolata var. Pandispanyası da kakaolu. Dışı sade kremşanti ve üstüne de süs olsun diye antep fıstığı tozu. Tadı güzel oldu ama şekli çok içime sinmedi. Ama teyzeler çok beğendiler. Yaş günlerinde onlara yapmam için sözler verdirdiler ^.^

Sonra ben bugün bütün gün şu şekildeydim yatakta:
Bi elimden hiç düşürmediğim aynam, tabiki can yoldaşım bilgisayarım, bide durmadan yiyip kabuklarını minnacık kestiğim portakallarım. Ya ben kilo aldım diyorum diyorum hala yiyorum. Kendime hakim olamıyorum. Şimdi bile saat olmuş 1 ben çikolata yiyorum :( Biri beni durdurmalı!!!

Bide bayadır oje sürmüyorum ben. Yani 2 yıl falan oldu. Bugün canım sıkıldı diye şöyle bi süreyim dedim diplerine değdirmeden sonra size şebeklik yapasım geldi ^.^
Bu da size gülücüüük :)
Ben şimdi ilk önce şu final bölümümü izliyim. Sonra vampir günlüklerinin yeni bölümü yayınlanmış onu izliyim. Bi de inatçı keçim geldi bugün yarın ona gitcem. Bu yüzden yatmadan onun kurabiyesini de yapıyım. Tatil harika bişeyyyyyy :))