28 Mart 2014 Cuma

Yazmaya başlamak..

Yokum buralarda çok çok, çok uzun zamandır. bazen geliyorum yazmak istiyorum. hatta birkaç cümle yazıyorum, birkaç arkadaşı okuyorum çıkıyorum. önceden, yaşadıklarımı buraya yazmak için heves ederdim. ama şimdi..


çok şey değişti. ben, fikirlerim, çevrem, dünya, ülkemiz, insanlar, insanlarımız, medya, internet..
aslında bunlar engel olmamalıydı yazmama. klavyemin başına geçip sırıta sırıta tıkırdatmalıydım onu. çünkü yazmayı adet edinmiş, çocukluğundan beri unutmak istemediği anılarını sürekli yazan biriyim ben.

ama..
işte ama deyince yazasım geliyor bir sürü. ama sonra füüüüp diye nefes borumdan içime kaçıyor. peki şimdi nereden esti yazmak? şöyle ki az önce okulumuza yeni gelen idealist bir hocamızın yazdığını, yazma hevesini anlattığını görünce esti birden. çünkü bende onun gibiyim. yazmayı anlatmaktan, konuşmaktan daha çok seviyorum. okudukça mutlu oluyorum. 1 yıl önce ben, 2 yıl önce ben, 3 yıl önce ben deyip okuyup okuyup bunlardan haz alıyorum yazdıklarım üzücü olsa bile... çünkü onlar benim anılarım, geçmişim.. silmek istediğim anılarım olsa bile, şuan beni ben yapan şeyler onlar.

velhasıl..
polly geri geldi. umarım gitmez. yazar klavyesinde tıkır tıkır. sonra mutlu oluverir.

anlatayım birazcık hazır başlamışken..
mesela üniversitenin  üçüncü yılındayım. zor evet herkes öyle söylüyor. ama ben idare ediyorum işte. eski hevesim ideallerim yok ama idare ediyor. erasmus olmadı. mevlanaya hevesim kalmadı. geçişi babam istemedi. farabiyi gözüm kesmedi. bütün değişim programları heveslerim balon gibi sönünce haliyle bende pek aşk şevk kalmadı. hatta okuldaki bi hocamdan idealistliğimden vazgeçtiğim için azar yedim. azar yemekle de kalmadım 'git kafanı topla öyle gel. olumsuz konuşmana dayanamıyorum' diyerek odasından kovuldum. ben hep genç ve idealist hocaları sevdim. yeni gelen hocamızı da baya benimsedim -bizim kızların her ne kadar ona 'öf işte hep idealist görünmeye çalışıyolar hıh' tepkilerine rağmen-
evet insanlara çabuk güvenip, onları hemencecik benimseyebiliyorum. hatta gözümde fazlasıyla büyütebiliyorum. ama ben de böyleyim. burnu kafdağında olup hiçbir şeyi beğenmeyen memnuniyetsiz arkadaşlarım gibi değilim en azından. tamam bazen huysuz atarlı davranabiliyorum da sonra hemen düzeliveriyorum ama napıyım kova burcuyum sonuçta, elimden bişey gelmez.

makale ödevi verdi mesela yeni gelen hoca. hevesle kaynak taraması yapıp, kütüphaneye falan gidiyorum. hatta tezimi de ondan almayı planlıyorum hadi hayırlısı. umarım pişman olmam. onun dışında saçma sapan bir 'tek kitap takip etme projesi ' adı altında öğrencilere ödev yüklemesi yapan bir sisteme girdik bu dönem. her hafta sonu en az 6-7 saat ödev yapıyoruz. okul yoğun. ama az ders aldım kafam rahat. hadi bu dönemde ortalamayı yükseltemeyim de göreyim kendimi. çünkü yazın özellikle konuşma odaklı ingilizce kursuna gidicem. yani sınavlar için değil öğrenmek için. çünkü okul bitiminde yurtdışına gitme ihtimalim var. olmadı yüksek lisansı burda yapıcam. olmadı seneye formasyon alırsam kpss'ye de hazırlanırım falan filan. şuan kendimi hayatın kollarına salmış bulunmaktayım. nereye çekerse oraya gidicem. idealist olmaya geri dönmek istiyorum bu aralar. en iyisi beni kovan hocaya gideyim de azıcık dertleşeyim. o da beni gaza getirsin. malum ben gazla çalışıyorum :)

amma döktürdüm gençler. gideyim artık. vakit buldukça gelip anlatmak istiyorum. hatta sizleri de okumak. yine internet elimin altına gelince kurcalarım blogu. çok çok seviliyosunuz..
çavbella  hepinize^.^

imza geri dönmeye çalışan yerli polly. hatta siz ona hayata dönmeye çalışan da diyebilirsiniz.