30 Aralık 2016 Cuma

Dinleniyorum

Kafam daha rahat bugünlerde...
Her geçen gün daha iyi oluyorum..
Hayatımı düzene sokmaya çalışıyorum mesela
Hedeflerimi gerçekleştirmek için sürekli bir şeyler yapmaya çalışıyorum..
Konuşmak istediklerimle konuşuyor,
İstemediklerimle ise gerektiği kadar muhattap oluyorum
Daha iyi..
Çok istediğim bir kitabı alıyorum mesela.
Keşfetmediğim yerleri keşfediyorum
Yeni şeyler deniyorum hep
Şiir okuyorum, şarkı söylüyorum, dans ediyorum..
Keyfim nasıl isterse...
Bana zarar vermeyen herşeyi kucaklıyorum
Çok sevdiğim şarkıları ezberliyorum mesela
Yeni şarkıcıları dinliyorum
Annemle akşamları mısır patlatıp,
Televizyonu kapatıp doyasıya sohbet ediyorum..
Kocaman sarılıyorum ona..
Şimdi sırada okumak istediğim kitapları,
İzlemek istediğim filmleri sıralamak var..

Tabi KPSS hazırlığına başlamam lazım
Onu da 1 ocak sonrasına bırakıyorum :)
Bu tatlı şarkıyı da bırakıp gidiyorum...
Sevgi ve muhabbetle..


26 Aralık 2016 Pazartesi

Günlük Gibimsi Vol Bilmemkaç

İçimde biriken onca cümle onca kelime varken susuyorum.
İyi geliyor zannediyorum ama hala kabuslarım geçmedi.
Bende söyleyemediklerimi ses kaydı yapmaya karar verdim.
Hemen hemen her gece içimde kalanları kayda alıyorum.
Böyle böyle atlatacağım.
O kadar az kaldı ki unutmama...
Yavaş yavaş da olsa toparlıyorum.
Gönlümdeki o 'cız' ediş yavaş yavaş geçiyor.
En önemlisi çalışmak çok iyi geldi.
O kadar çok çalışıyorum ki,
Düşünmeye fırsat kalmıyor.
Uyumak ve çalışmak dışında hemen hemen hiçbir şey yapmıyorum.
Hatta çalışmaya başlamadan önce 10a yakın dizi takip ederken,
Şimdi hemen hemen hiçbirini tam izleyemiyorum.
Önemli de değil bence.
Zaten dizi izlemeye kafa dağıtmak için başlamıştım.
Artık buraya yazı yazmadığımı düşünmedikleri ve takip etmedikleri için tanıdıklarım rahat rahat dökülebiliyorum.
Bir de twitter açtım hatta.
Yeni yeni kararlar da aldım ben.
Gönül kapılarımı yaşadığım acıdan dolayı kapatacaktım.
Ama sonra düşündüm ki,
Ben planlı programlı yaşayabilen biri değilim.
Ne hissedersem ona göre yaşıyorum.
Doğalım yani, olduğum gibiyim.
Tamam şimdilerde aşırı güçlü görünmeye çalışıyorum ama,
Bu tamamen iyiliğim için..
'Güçlü gibi davran, güçlü olacaksın o zaman'
Gibi bir durum söz konusu çünkü.
Eski yazılarımı okudukça,
Ne kadar büyüdüğümü, olgunlaştığımı görüyorum..
E ama olsun o kadar!
Bu blogu açtığımda 18 yaşındaydım
Şimdi ise 25ime basmak üzereyim.
Yine de değiştim gibi görünse de,
Olgunlaştım sadece.
Ama hala ben aynı benim.
24 yıllık dostumun tabiri ile:
'Taşa çarpsam taştan özür diliyorum'

Biraz işimden bahsedeyim de burayı yine günlük gibi yapayım.
Tarih bölümünü bitirmeme rağmen şuan çok farklı
Hatta alakasız bir yerde çalışıyorum.
Bir diş kliniğinde tıbbi sekreterlik yapıyorum.
Ama bu iş beni kesmediği için,
Ve lisede bilgisayar okuduğum için,
Kliniğin blog yazılarını düzenliyorum.
İnanır mısınız bloğum ilk defa işe yaradı diyebilirim.
Çalıştığım yerde mutluyum.
Severek yapıyorum işimi..
Ki bence bu iş hayatında çok önemli bir şey..
Kpss geçen yıl olmadı. Bir senem heba odu..
Ama çok şey kazandım ben herşeye rağmen.
Bu işe başlarken şöyle bir fikrim vardı:
14:00da mesaim başladığı için,
Sabah 8-12 arası ders çalışıp kpssyi aksatmayacaktım.
Ama tabi evdeki hesap çarşıya uymadı.
2 ay odu işe başlayalı hala aynı noktadayım.
Yılbaşını baz alacağım ve 1 ocak itibariyle ders çalışmaya başlayacağım inşallah...
Sonrası hayatın akışına kalmış..
Şimdilik bu kadar yeter :)
Çavbella..

9 Aralık 2016 Cuma

Seviyorum sevmiyorum istiyorum istemiyorum!

Geceleri sevmiyorum.
Yalnızlığı sevmiyorum.
Hüzünlü şarkıları sevmiyorum.
Başımı yastığa koyduğumda,
Huzurlu bir şekilde uykuya dalmayı seviyorum ben..
Yüreğimi göğüs kafesimden alıp,
Bir buzluğa koyup,
Soğusun, dinlensin istiyorum.
Bütün arkadaşlarım, ailem yanımda olsun
Her mevsimin tadını doyasıya yaşayalım
Hiç mutsuz olmayalım istiyorum.
Ben kalabalığı seviyorum.
Ben siyahı, beyazı değil
Renkli olan herşeyi seviyorum.
Renkli olan ben'i çok özlüyorum.
Uzaktan bi selam çaksam da o ben'e şu günlerde
En yakın zamanda görüşeceğiz biliyorum.
Ama mevsim yaz olsa kolay olurdu.
Zira geceler kışın çok uzun..
Geceleri sevmiyorum..

6 Aralık 2016 Salı

Yirmi Gün ve Anlamı

Artık acı çekmiyorum.
Bundan sonra da çekmeyeceğim biliyorum.
Neden mi?
Çünkü bundan yirmi gün önce bana:
"Yirmi gün acı çektim sonra kafamda bitirdim." diyen adam sayesinde.
Oturup ciddi ciddi düşününce yirmi günde kafandan silip atabiliyormuşsun.
Şimdi iyiyim.
Daha da olacağım.
Şimdilik hoşçakalın :)

4 Aralık 2016 Pazar

Hatırlamamak

"Unutmak değil ama hatırlamamak mümkün." Diyordu değil mi bir şair..
Her geçen gün daha az hatırlayacağız eskiden can parçamız olanı..
Parça parça gidecek bizden ya
Biz de parça parça hatırlamayı bırakacağız.
Zamanla alışacağız yokluğuna.
Artık bunun mümkün olduğuna inanıyorum- inanmak istiyorum.
Zaman ilaçtır diyen insanlara başta çok kızmıştım.
Sıradan konuştukları için bayağı gelmişlerdi.
İşte bizimkisi de sıradan bir aşkmış demekki..
Yaşanılanlar sıradanmış.
Can dostum dedi ki:
Zaman geçtikçe, toz toprak yaprak bir mezarın üstünü örter gibi herşeyin üstünü örtecek. Hatırlamak azalacak.
Çok haklı.
Çünkü bitti herşey.
Karşıdaki kişi ölmüş gibi.
Arada bi hatırlayıp acını gözyaşı dökeceksin sonra hayatına devam edeceksin.
Çünkü bir şekilde hayat devam ediyor. 
Bugün farkettim ki aynada,
Ayrılığın ilk ayında tek konum oydu.
Ondan başka hiçbir şey düşünmüyordum.
İkinci ayda günde birkaç defa aklıma geldi.
Geceleri en çok.. başımı yastığa koyunca.
Üçüncü ayda günde iki defa hemen hemen. Bir de anılar görünce.
Dördüncü aya girdik.
Bir mevsim geçti şimdi.
Artık daha huzurlu daha iyiyim.
En azından şunu diyebiliyorum:
Ben elimden geleni yaptım. Vicdanım rahat..
Şimdi hayata tutunmaya çalışıyorum.
Ve gün geçtikçe daha iyi olacağım biliyorum.
Güçlü olduğumu biliyorum.
Onsuz da yaşayabileceğimi biliyorum.
Nazımın dediği geldi şimdi aklıma: "sensiz yaşarım ama seninle bir başka yaşarım"
Ama yapacak birşey yok.
Bazen bitmesi gerekiyormuş aşkların.
Mesafeler, bencillikler vs bitirebiliyormuş.
Ama sevdi mi çok sevmek lazım.
Abartarak sevmek lazım. Ölçüsüz. Plansız.
Neyse konumuz sevmek değil, unutmak da değil hatırlamamak..
Hatırlamamak dostum, hatırlamamak mümkün!






29 Kasım 2016 Salı

Ardına Bakınca Bazen..

Dönüyorsun bakıyorsun ardına bir gün
Sorguluyorsun kendini uzun uzun
Aslında ufacık birşey görüyorsun ve
Evet diyorsun ya
Evet iyi ki bitmiş.
Ve bugünden daha iki hafta öncesine kadar hüngür hüngür ağlarken
Birşey farkediyorsun ve
İyiki bitmiş diyorsun.
Ben öyle çok sevmiştim ki birini
Öyle güzel hayaller kurmuştum ki
O bile ilk önce hayallerime aşık olmuştu.
Ona öyle çok değer vermiştim ki
Herkesi ezip geçecek kadar çok değer vermiştim
Kilometreleri aşıp yanına gitmiştim.
Hatta çok sevdiğim bir yazar diyor ki:
"Aşk bir insan için neler yaptığınız değil, nelerden vazgeçtiğizdir."
Ben çok şeyden vazgeçmiştim onun için.
Ama ondan o kadar az şey beklemiştim ki
Ve işin acısı da
Bunu ona belli etmiştim.
Bir gün öyle çok imrendim ki dersaneye çiçek gönderip sevdiceğine sürpriz yapıp onları musmutlu edenlere.
Bu olayı anlattım.
Sonra hafta sonları dersanem olduğu için cumartesi pazar günleri yanımda çiçeğin sığabileceği boyutta poşet taşımaya başladım.
Gönderirse eve götürmem sıkıntı olmasın babam birşey demesin, çiçeğime zarar gelmesin diye.
Sonra aradan bir hafta geçti. 
İki, üç, beş...
Dershanenin son haftasına kadar bekledim.
Ve poşet de benim çantamda bekledi. 
Hevesim de bekledi.
Ama o çiçek hiç gelmedi.
Aklına gelip böyle birşey yapmamıştı, benim söylememe rağmen bile yapmamıştı.
Şimdi anlıyorum ki o beni hiçbir zaman benim onu önemsediğin gibi önemsememiş.
Hep lafta kalmış aşkı da sevgisi de..
Ve dün ne oldu?
Liseden beri görüşmediğimiz ve sohbet muhabbet amaçlı buluştuğumuz arkadaşımız hem bana hem de can dostuma öğretmenler günü hediyesi olarak birer buket çiçek almış.
Burada kelimeler tükeniyor işte.
Düşüncelilik, incelik, önemseme...
Şimdi geriye dönüp bakıyorum
Güzellikleri olan iki senemin yanında
Kendime öyle çok acıyorum ki
Sevgime acıyorum
Emeğime acıyorum
Bunlar öyle vara yoka harcanacak fiiller değilmiş.
Üzgünüm... Daha iki hafta öncesine kadar gurur murur yapmayıp hala sevgisi için çabalayan ben için çok üzgünüm.. 

25 Ekim 2016 Salı

Kafa Karıncalanması

Sürekli kararsızım..
Başa dönüp dönüp sorgulamaktan,
Hep aynı hengamenin içinde sıkışmaktan,
Bir türlü seçmem gereken yolu bulamamaktan,
Yoruldum.
Kendimden yoruldum ben.
Artık durmam lazım!
Geçmişi ardımda bırakıp ilerlemem lazım!
Bazı konularda yenilmiş olabilirim.
Zaman kaybettim evet.
Yıprandım, yıpratıldım ona da tamam.
İş de bulamıyorum madem,
E bir yerden tutunmam gerek.
Tutunmam gereken yeri biliyorum bilmesine ama bilmek işime gelmiyor o ayrı.
Zor olan kısım o çünkü.
Tekrar bir süreç olacak.
Tekrar yeni bir dönem.
Yeni stresler.
Kaldıramam diye korkuyorum.
Ama bir yandan yapacak başka seçeceğim kalmadı.
Bir önceki süreçte yaptığım hatalardan ders çıkararak ilerlemem lazım.
Güçlü olmak istiyorum.
Kendime inanmak istiyorum.
Kendimi sevmek istiyorum!

22 Ekim 2016 Cumartesi

Umut

Bir insana gerçekleştiremeyeceğiniz sözler vermeyin.
Aynı gökyüzüne bakarak hayal kurmayın.
Kurduysanız yarı yolda bırakmayın.
Umut vermeyin.
Parça pinçik etmeyin bir insanı.
Uykularını kaçıracak kadar sevdirmeyin kendinizi.
Sevdiriyorsanız da durun arkasında aşkınızın.
Aşk cesaret ister.
Sorumluluk ister.
Yürek ister YÜREK.
ADAM olan sevsin.
Yoksa kimsenin peşinden koşup sevdirmeyin kendinizi.
Gözlerinin içine baka baka aşık etmeyin.
Kirpiklerinizi değdirmeyin yanağına.
Parmak uçlarınızla sevmeyin ellerini.
Yazık etmeyin, heder etmeyin, mundar etmeyin be!
Madem sahip çıkmayacaksınız ne diye yapıyorsunuz bunca olanı?
Bir insanın zamanını çalmak,
Hayatına girip çıkmak,
Bütün herşeyini altüst etmek bu kadar kolay mı?
Kolay mı bozuk para harcar gibi aşkı harcamak?
Bitti deyice bitiyor mu hemen?
Aşk herşeyden önemlidir.
İşten, güçten, dünyadaki, evrendeki herşeyden daha güçlü bir şeydir.
Sihirlidir..
Heryerde bulunmaz.
Herkeste bulunmaz.
Herkes bulamaz.
Herkes yaşamaz.
Yazık be..
Acınası herşey...

21 Ekim 2016 Cuma

Sa rıl mak.

Kendi kendine sarılmak komik bence.
Yada düpedüz yalnızlığın göstergesi.
Ekimin sonundayız.
Kış geldi artık.
Yada sonbahar, hava soğuk işte kelimelerin ne önemi var.
Ben önceden derdim ki: " Sonbahar, yüreğimin yeşerdiği mevsim.."
Yokmuş öyle birşey.
Dibine kadar yalnızım.
Dün gece kendi kendime sarılıp ısınmaya çalışırken buldum kendimi.
Acı acı güldüm sonra.
Acıdım kendime ya.
Yalnızlığıma acıdım.
Antidepresanların artık beni uyuşturmasına, hissizleştirmesine acıdım.
Gerçi uykumu da getirmez oldular eskisi gibi bayıltmıyorlar.
Yaşım büyüdükçe, olgunlaştım.
Olgunlaştıkça, değiştim.
Değiştikçe, kendimi sevmemeye başladım.
Çünkü eskisi gibi herşeyden mutlu olan ben yok oldu.
Pollyannalığım bitti anlayacağınız.
Buralara da gelmez oldum.
Ama yazmak meditasyon gibi daha önce söylemiştim.
Her ne kadar bu blog adımın eskisi gibi hakkını veremesem de yazmak istiyorum .
Rahatlamam lazım bir yerde...